Zeka Üzerine
Yahya Asım Döner/3 Mayıs 2026/3 okuma/4 dk okuma
Zeka Üzerine
Yapay Zeka 2025’in en çok konuşulan konularından. İlk ortaya çıktığı tarihlerden beri insan zekasıyla kıyaslanıyor. Bu kıyası temellendirmek için Turing testi gibi testler kullanılıyor. Bu testlerin benzer noktası yapay zekanın bir insanı kandırabilecek düzeyde olup olmadığını ölçmesidir. Güncel modellerin bu testleri geçebilecek çıktılar üretmesiyle beraber yapay zekanın insan zekasını ne zaman geçeceği de konuşulmaya başlandı. Ben insan zekasının bir süre daha önde gideceğini düşünmekteyim çünkü özellikle son yıllarda insan zekasının ve kabiliyetlerinin yetersiz incelendiğini düşünüyorum.
Bir üniversite öğrencisi olarak ilk çıktığı zamanlar genelde ödevlerimde yapay zeka kullanmamayı tercih ediyordum. Çünkü bu tarz aletlerin gün geçtikçe insanı tembelleştirdiğini düşünüyorum. Lakin şu sıralar nerdeyse yaptığım her projede kullanıyorum. Genelde ayak işi tarzı işlerde ya da çıktısını anladıktan sonra kullanıyorum. Tanıdığım birçok kişi de günlük hayatında yapay zekayı kullanıyor. Kahvehanelerde bile konuşulan bir konu artık. Lakin bu süreçte yapay zekanın nasıl çalıştığı da giderek soyutlaşmakta. Genel algı yapay zekanın bir konuyu veri setleriyle öğrenerek bu konu üzerine soruları cevaplama kabiliyeti edindiği şeklinde. Günün sonunda nasıl çalıştığını inşa edenler de bilmiyor. Ama bu bilinmezlik yapay zekanın insanın anlayamayacağı bir yücelikte olmasından kaynaklı değil. Sistemin temelinde olasılıklar üzerinde çalışmasından kaynaklı. Bu bilinmezlik tam olarak nasıl çalıştığı hakkında bir tanımımızın olmadığı sistemler üzerinde yapılan çalışmalara güzel bir örnek olsa da halka indiğinde yanlış anlaşıldığını düşünüyorum.
Yapay zeka ilk olarak bir sınıflama algoritması olarak öne çıkmıştır. Günümüzde de bu sınıflama üzerine dallanarak gelişmiş daha çok tahmin üzerine yoğunlaşan bir algoritma olmuştur. Bir yapay zekânın eğitilmesi otonom olarak gerçekleştirilir. Bu eğitimi yapan sistem ise eğittiği şeyden haberdar değildir keza haberdar olsa zaten istediğimiz sonucu almışız demektir. Eğitim cevapları belirli olan bir testle yapılır. Ve sadece ve sadece bu testin sonuçlarına göre bir sınıflandırma yapabilir. Yani bir görselin köpek mi kedi mi olduğunu test eden bir sistem geyik gördüğünde köpek diyebilir. Aynı şekilde köpek kostümü gördüğü zaman da bunu köpek olarak sınıflandırabilir. Bu sistemler devasa sayılarda sınıflandırma sistemleri ve eğitim iterasyonu yaptığında ise bu kusur giderek görünmez hale gelir. Nihayetinde anlatmak istediğim bir yapay zekanın insan gibi öğrenemeyeceğidir. Bir insan bir kitabı okuduktan sonra o kitap hakkında soruları cevaplayabilir ama bir model için tek başına kitap anlamlı bir veri değildir. Günümüzde büyük dil modellerinin bunları yapabiliyor olması bahsettiğim kusurun artık neredeyse görünmez olmasından kaynaklanıyor.
İnsan ve yapay zeka arasındaki kıyasın yanlış tahlil edilmesinin ana sebebi insan zekasının düşük görülmesi daha doğrusu yapay zekaya yaklaştırılma çabasıdır. Özellikle pekiştirmeli öğrenme yani ödül ve ceza sistemi üzerine kurulu modellerin yaygınlaşması ile bu modellerin insan gibi hatalardan ders alarak öğrendiği söylenmiştir. İster istemez insan böyle bir mekanizmayı belki de alçakgönüllülükle kendine yakın görüyor. Fakat insanlar bir hatadan ders alırken onlara doğru ya da yanlış yaptığını söyleyen bir sistem gerekmez. Çünkü insan zekası farklı olaylar üzerinden çıkarım yaparak bu sonuca ulaşabilmektedir. Ayrıca bilgisayar için ödül ve cezanın dijitalleştirilmesi gerekir ve bir sistem ancak eğitildiği çerçeve içerisindeki görevlerde başarılı olur. Fakat insan gerek insan ilişkileriyle gerek fiziksel etkileşimlerle bir şeyin yanlış veya doğru olduğunu kavrayabilir. İmam Cafer Hz. İmam Azama akıl sahibi kimdir diye sorar o da hayır ve şerri (doğru ve yanlışı) birbirinden ayırabilendir der. İmam Cafer hayvanlar da bunu yapabilmektedir deyince İmamı Azam sizce akıl sahibi kimdir diye sorar o da iki hayır arasından daha hayırlıyı iki şer arasından daha ehveni (kötünün iyisi) seçebilendir der. İnsan zekası buna kabildir. İnsan algısı bir konuyu öğrendikten sonra bu konun üzerinde basit değişimler yapılmasından pek etkilenmez. Örneğin harflerin sırası değiştirilen kelimeleri veya düzenlenmiş görsellerin ne olduğunu anlayabilir.
Yanlış tahlilin bir diğer sebebi ise başta da dediğim gibi bu kıyasın yapıldığı testlerin kandırma üzerine kurulu olmasıdır. Yani bir yapay zeka kandırabiliyorsa insan zekasını geçmiştir. Fakat yalan insan zekasının bir özelliği olsa da kesinlikle alameti farikası değildir.
Bu yazımdaki ana amacım insan zekasının yapay zekadan üstün olduğunu göstermek değil. Zaten ne kadar şaşırtıcı gelişmeler olsa da yapay zeka modelleri hala bir insanın yerine geçebilecek kabiliyette değildir. Ana amacım insan zekasının gelişen teknolojilerle yapay zekaya yaklaştırılması bir nevi aşağıya çekilmesinden duyduğum sıkıntıyı dile getirmektir. Bir gün yapay zekanın insan zekasına üstünlük kuracağına inanmaktayım ama bu daha kendi beyninin nasıl çalıştığını bilmeyen bir insanlığın başarabileceği bir görev değildir. Yani daha büyük bir yapay zeka ancak kusurunu daha da gizlemektedir bu sayede insana daha yakın görünmektedir. Ama ana kusurun giderilmesi için yeni bir teknolojik atılım gerekmektedir.
Yahya Asım Döner