TEKAMÜL
← Tüm denemeler

Alışkanlık Edinmede Ribaunt Yasağı ve Ölçeklendirme

Mustafa Numan Yılmaz/3 Mayıs 2026/1 okuma/6 dk okuma

Alışkanlık Edinmede Ribaunt Yasağı ve Ölçeklendirme

Mehmet başarılı, insanlar tarafından disiplinli olarak bilinen, ortalamanın üstünde bir liseye giden ve kızlara ortalamanın üstünde ilgisi olan bir genç. Kızları daha fazla etkileme arzusuyla neler yapması gerektiğini düşünüyor. Artık çocuk olmadığı için prefrontal korteksi eskisine nazaran daha fazla gelişmiş durumda ve bu sayede istediği şeyleri elde etmek için durum analizi yapıp çözüm arıyor. Harika!

Yaptığı araştırmalar ve gerçekleştirdiği yavaş düşünceler sonucu vücudunu şekillendirmek adına fitness salonuna gitme alışkanlığı elde etmenin faydalı olacağına kanaat getiriyor. (Sonuçta daha güçlü erkekler, daha geniş omuzlu erkekler bu yarışta diğerlerine göre daha önde değil mi? Önde veya değil zaten konumuz bu hiç değil. Bu düşüncenin doğru olup olmadığı tartışmasını bir kenara bırakıp Mehmet’in hikayesine geri dönelim.) Plan çok net: Haftada 4 gün spora gidilecek, sahip olmak istediği vücuda sahip influencer’lar kadar yoğun bir antrenman yapılacak ve takriben 3 ay sonra yarışta diğerlerine nazaran çok daha önde olacak. Mehmet, çok yorulsa da, sosyal hayatından feragat de etse ilk hafta bu plana sadık kalmayı başarıyor. Başta Mehmet’in çok disiplinli bir çocuk olduğunu boşuna söylemedik ya.

İkinci hafta ailevi durumlardan ötürü Mehmet bir tanecik antrenman kaçırıyor. Ancak bu kabul edilemez. Aklına diğer hemcinsleriyle olan yarış geliyor ve bir sonraki hafta 5 antrenman yapıp antrenmanlardaki yoğunluğu da artırıyor.

Dördüncü hafta ne mi oluyor? Tabii ki de Mehmet’in enerjisi maddi, manevi anlamda bitiyor ve bir gün bile spora gitmiyor. Peki Mehmet nerede hatalıydı? Başarılı ve hırslı kabul ettiğimiz ve zaten iyi bir liseye giderek belli sonuçlar elde etmiş dostumuz nasıl oldu da kas kafalı, hayatında daha önceden hiçbir şey başaramamış kişilerin bile elde edebildiği fitness salonuna gitme alışkanlığını kazanamadı?

Öncelikle her olay kendine hastır. Aşağıda bahsedeceğim noktalara dikkat etseniz dahi Mehmet veya siz istediğiniz alışkanlıkları elde edemeyebilirsiniz. Ancak bir alışkanlık edinmede şu noktaları göz önünde bulundurmanın istediğiniz alışkanlıkları kazanmanızda yardımcı olacağına inanıyorum:

1-) Ribaunt Yasağı

Potaya atılan şutlarda girmeyen topların savunma veya hücum oyuncuları tarafından alınmasına basketbol terminolojisinde ribaunt adı verilmektedir. Yani ribaunt başarısızlıkla sonuçlanan bir denemenin telafi çabasıdır. Ancak bu telafi bedelsiz değildir. Daha önceden başarısız olmanızın sonucunda daha fazla enerji harcayarak (tekrar etmek istiyorum daha fazla enerji harcayarak) önceki başarısızlığınızı telafi etme denemesidir. Yani bu deneme yine başarısızlıkla sonuçlanabilir veyahut başarıyla sonuçlansa dahi yaptığımız yatırıma değmeyebilir.

Alışkanlık edinmek isteyen insanlar ve kendimde gördüğüm kadarıyla başarısızlığımızı telafi etmek için giriştiğimiz ribaunt denemeleri çok fazla düştüğümüz bir hata. Günde 50 sayfa okuma kararı alan bir kişi hayatın şartları gereği bir gün okumaya vakit bulamıyor ancak bir sonraki gün 100 sayfa okumaya ant içiyor. Bunun sonucunda da sözünü gerçekleştirse dahi çok fazla enerji harcıyor ki sözünü gerçekleştiremediği takdirde özgüvenini kaybediyor, kendisini iradesiz birisi olarak görüyor ve bu alışkanlığı tamamen bırakıyor. Ancak neden ribaunt için bu kadar enerji harcıyoruz ki? “Evet o üçlük çemberin içinden geçseydi çok iyi olurdu ancak şimdi savunma zamanı. Bir sonraki atakta tekrardan üçlük deneyebiliriz.” demenin hayatımda çok işe yaradığını fark ettim ve bunu ribaunt yasağı olarak isimlendirdim.

Herhangi bir alışkanlık edinme yolculuğuna başladığımda karşılaştığım başarısızlıklar sonucu ribaunt yasağını uygulamanın o alışkanlığı elde etmek için daha fazla vakit ayırmama sebep olduğunu gördüm. Bir alışkanlık edinme yolculuğunda karşılaştığım başarısızlığı telafi etmek için enerji harcayıp o alışkanlığa 1 hafta şans vereceğime gururumu bir kenara bırakıp ribaunt yasağına uyarak o alışkanlığa hak ettiği zamanı veririm. Bu sayede kısa vadede daha az iş yaptığım gözükse de uzun vadede, uzun yarışta daha fazla iş ortaya koyup daha fazla değer kazanırım.

Bundan kaynaklı olarak yeni bir alışkanlık edinmek istediğinizde ve başarısızlıkla karşılaştığınızda doğru bir şekilde başarısız olun. Bu tarz bir başarısızlıkla karşılaştığımızda halen elimizde iki seçenek var: Ribaunt kumarını oynayarak daha büyük bir başarısızlığa uğramak veya mevcut başarısızlığı olgunlukla kabul ederek sonraki meydan okumaya daha iradeli bir şekilde çıkmak. Seçim sizin.

2-) Ölçeklendirme

Basketbol dünyasında sanırsam hiç örneği olmasa da birlikte takım koçluğu yaptığımızı düşünün. Önemli bir maç öncesi yaptığımız analiz sonucu oluşturduğumuz plan olabildiğince 3’lük sallamak. Çok iyi de bir şutörümüz var. Bunu yapabileceğimize eminiz.

Maç başladı ve şutörümüz belli sebeplerden ötürü istediğimiz performansı sergilemiyor. Bir kaçırıyor, iki kaçırıyor, üç kaçırıyor... Yukarıdaki öğrendiğimiz prensibi uygulayarak ribaunt için enerji harcamıyoruz. Sonuçta bir sonraki atakta yine 3’lük deneyebiliriz. Ancak maç başlayalı 10 dakika oldu ve ribaunt yasağını uygulamamıza rağmen durum hiç istediğimiz gibi değil: 10 DAKİKADIR TAM OLARAK 0 TANE BAŞARILI ŞUT ATTIK. Eldeki durum tam anlamıyla başarısızlık. Evet kimse başarısızlığı istemez ama henüz her şey bitmedi ve size bir iyi bir de kötü haberim var. İyi haber: Bu durum ufak bir değişiklikle düzeltilebilir kötü haber ise: herhangi bir değişiklik yapmazsak maçın sonuna kadar kesinlikle 0 sayı atacağız.

İşte ölçeklendirme burada devreye giriyor. Sizce de 3’lük sayılardan vazgeçip başarılı olma ihtimalimizin daha çok olduğu 2’lik sayılara odaklanmamız daha iyi olmaz mı? Cevap bariz.

Demem o ki bazen elde etmek istediğimiz alışkanlıkları ölçeklendirirken çıtayı biraz yüksek tutarız. Örneğin kitap okuma alışkanlığı edinmek isteyen, kas gücüne dayalı bir işte çalışan bir babanın günde 100 sayfa okuma hedefi koyduğunu düşünelim. Bu kişinin ribaunt yasağını uygulaması ve kaçırdığı günleri telafi etmek için günde 200 sayfa okumaması elbette mantıklı bir karar. Ancak böyle bir durumda ne kadar ribaunt yasağını uygulasak da kitap okuma alışkanlığını elde edemeyiz. İşte bu tarz bir durumda okumak istediğimiz sayfa sayısını yarı yarıya düşürmek çok daha faydalı olacaktır. En azından ilk durumda günde 100 sayfa okumayan bir kişi olmak yerine günde 50 sayfa okuyan bir kişiye dönüşebiliriz. 1, 0’dan büyüktür.

Peki 50 sayfayı da okuyamadık diyelim. Bu durumda bir kere daha mı hedefimizi yarı yarıya düşüreceğiz? Çoğunlukla evet. Öncelikle şunu tekrar etmeliyim ki her durum kendine hastır ve herkes kendisinin doktorudur ancak burada genel bir reçete yazma teşebbüsünde bulunuyorum. Bu yüzden çoğu durumda işe yarayan yarı yarıya düşürme metodunu kullanmanızı öneririm. Ancak somut olayın şartlarına göre belki daha fazla belki daha az oranda bir düşürmeye ihtiyacınız olabilir.

“Peki ben zaten 10 sayfa okumayı hedeflemiştim ve başaramadım. Yine mi yarı yarıya düşüreyim hedefimi yoksa ribaunt yasağını uygulayarak hedefimi tekrardan mı deneyeyim?” Bunu bir soruyla cevaplamak isterim: “Günde 10 sayfa okuyamayan birisi mi olmak istersiniz yoksa günde 5 sayfa kesinlikle okuyan birisi mi olmak istersiniz?” Unutmayın 1, 0’dan büyüktür.

Son olarak ölçeklendirmeyi ne zaman değerlendirmemiz gerektiği hakkında birkaç kelam etmek isterim. Ölçeklendirmeyi tam şu zaman uygulamanız gerekir demek oldukça zor. Ama ilk ribaunt yasağınızda da direkt ölçeklendirmeye kaçmak sınırlarınızı zorlamaktan sizi uzaklaştırır. Bu yüzden bir alışkanlık için ilk kez fire verdiğiniz zaman direkt ölçeklendirmenize gerek olduğunu düşünmüyorum. O alışkanlığa zaman tanıyın. Ribaunt yasağıyla çözülebilecek bir sorun varken ölçeklendirmeye gitmek konfor alanımızdan çıkmamızı oldukça zorlar.

Ribaunt yasağına uymamıza rağmen bir ay içinde bir alışkanlığı en az 1 hafta aralıksız devam ettiremediysek ölçeklendirmeyi düşünmenin faydalı olacağı kanaatindeyim. Daha önceden dediğim gibi herkesin kendisinin doktoru olduğunu savunduğumu unutmayın. Bununla birlikte ölçeklendirme için bu zaman aralığının iyi olduğuna inanıyorum.

Ölçeklendirmeyi düşünmemiz gereken bir durum daha var ki o da 3 ay boyunca her gün elde etmek istediğimiz alışkanlığı rahatlıkla uygulamamız. Eğer böyle bir durum varsa, örneğin 3 ay boyunca günde 10 kitap okuduysak artık sınırlarımızı zorlamak için yeni bir ölçeklendirmeye karar verebiliriz. Unutmamak gerekir ki 3 ay değişmez, katı bir süre değil. Tabii ki de olayın şartlarına göre değişir.

Ölçeklendirmeyle alakalı söylemek istediğim son şey: ölçeklendirmeye başarısız olduğumuz durumlarda işleri kolaylaştırmak için başvurduğumuz zamanlar, başarılı olduğumuz durumlarda sınırlarımızı zorlamak için başvurduğumuz zamanlardan daha fazla olursa oyunda daha fazla kalırız ve bu sayede istediğimiz alışkanlığı edinmeye daha yakın oluruz.

Mustafa Numan Yılmaz